Sahaf ve ustası

Yaz gelip İstanbul bsahaflar şeyhiizi çekmeye başladığında,sanki hayatımız İstanbul’a odaklanırdı. Son iki yıldır çeşitli sebeblerle İstanbul gezilerime ara versem de, hep takipteyimdir, İstanbul’la ilgili gelişmeleri.

Galiba 3-4 yıl önceydi. Gene abimle beraber bir İstanbul seyahatine daha çıkmıştık. Gün,bizim için İstanbul’a ayak bastığımız an başlar, (burası da Haydarpaşa’dır) Şehremini’nde devam ederdi, o gün için yapılacaklar ayak üstü burada planlanırdı…

Sultanahmet‘te bazen aylak aylak dolaşmalarla intibak turları atılır, Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nin bulunduğu yerde ya da, İlesam’da mola verilip çay içilirdi.

İkidiye doğru, İstiklal Caddesi bizi çeker. Serinlik çökmüştür biraz olsun. Gölgesi düşmüştür caddeye binaların. Karaköy, Tünel‘den tranvayla İstiklal Caddesi’ne çıkılır, Narmanlı Yurdu‘na selam verilir, çünkü burada bir süre üstad kalmıştır. Sonra yola devam edilir. Cadde sizi bekliyordur artık.

İstiklal Caddesi’deki mola yerimiz, Aslıhan Pasajı’dır. Burada sahaflar vardır. Birde çayevi. Burada kitaplara bakar,alacaklarımızı alır, çayımızı içer yola devam ederiz.

Galiba, 3-4 yıl önceydi. Aslıhan’da oturmuş çay içerken, pasaja iyi giyimli yaşlı bir bayan gögüs hizasında sıkı sıkı tuttuğu bir kesekağıdı ile çıkageldi. Çay içiyorduk bizde abimle beraber. Sahaf Halil’i sordu oradakilere. Sahaf  Halil Bingöl geldi. Yaşlı bayan, (şivesinden Ermeni ya da Rum olma ihtimali vardı). Sahaf Halil Bingöl’e, kesekağıdından çıkardığı, el yazması tarihi bir kitabı gösterdi. “Bunu satmak istiyorum,hiçkimsem yok,ben ölünce bunun ne olacağı belli değil”, dedi. Biz de çayocağında çay içerken olup bitene istemeden de olsa kulak misafiri oluyorduk artık. Halil Bingöl,kitabı eline aldı,arka sayfalarını inceledi, içini karıştırdı, baktı, baktı…

Yaşlı bayana şunu söyledi, “fiyat olarak değer biçmem doğru olmaz,çok değerli bir kitap bu. Ancak,kitabın arkasında Vakıf damgası var. Bunu siz en iyisi Beyazit Kütüphanesi’ne götürün oradaki görevliler bir baksın”, dedi. Yaşlı bayan hem fiyat öğrenmekte, hemde satmakta ısrarlıydı. Bizimde artık merakla beklediğimiz fiyat meselesi için, sahaf Halil Bingöl,yaşlı bayana şunu söylemişti: “Bu kitap Vakıf malı,biz Vakıf malını alıp satmayız. Ben bunu alsam, çok para kazanırım. Ancak, biz ustalarımızdan böyle öğrenmedik. Vakıf milletin malıdır, orada kalmalıdır”, dedi.

Bugün, öylesine açtığım bir tv kanalında, Halil Bingöl’le yapılan konuşmayı görünce bunlar geldi aklıma. Bu proğramda da, (Okuma Zamanı) sahafımızın ustasını da öğrenmiş oldum: Muzafer Özak.

Gözümüzün önünde çok para kazanacağı bir kitabı almamıştı sahaf. İyi bir ustanın tezgahından geçmişti anlaşılan.

Ne zaman Aslıhan Pasajı’na gitsek, orada çay içerken bu olay aklıma gelir.

Bir Yanıt to “Sahaf ve ustası”

  1. siirimsilerle Says:

    Sanki istabulda gibi oldum.Teşekkürler, YUREĞİNİZE SAĞLIK

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: